Tüm Yazılara Geri Dön

Schrödinger'in Ofisi

Schrödinger'in Ofisi

Murat, ekrandaki dokümanı son bir kez taradıktan sonra hazır olduğuna kanaat getirdi. "Submit" yazan butona tıkladı. Parmaklarını kenetleyip kollarını havaya kaldırarak esnerken, bakışlarıyla sağını solunu süzdü. Masasından kalktı, ağır adımlarla yürümeye başladı. Cengiz’in masasından geçerken duraksayıp sordu:

— Sigaraya geliyor musun?

Cengiz, bilgisayarın başından başını kaldırmadan yanıtladı:

— İyi, hadi bakalım, son bir tane...

Beraber bahçeye çıktılar. O sırada Mira, kucağında laptopuyla Selin’in masasına yaklaştı:

— Selin Abla, bu dediklerini aynı klasörde topladım ama burada bir şey var... Emin olamadım, içine ben bakmalı mıyım diye sana bir sorayım dedim.

Selin, ekrana odaklanmış bir haldeyken gelen bu soruyla birlikte kafasını ağırca çevirdi. Hafif bir "Ha?" sesi çıktı dudaklarından. Yorgun ve kısık gözlerle Mira’nın ekranına baktı. Gözbebekleri, aradığı şeyi bulmak için satırlar arasında uzun hareketler yapıyordu. Mira dayanamayıp tekrar söze girdi:

— Ya abla, bunlara senin erişimin var mı? Bana da notumu söyleyebilir misin? Elimden geleni yapıyorum, buradan bir feedback alırsam harika olur gerçekten.


Turnikelerin "bip" sesiyle geride bıraktıkları ofis uğultusu, yerini dışarıdaki serin havaya ve uzak trafik gürültüsüne bıraktı.
— Ya işte salak gibi AVM’ye gittik biz de Cumartesi günü. Bizimki tutturdu telefon diye... Birkaç sene önce oyun hamuru alıyorduk, şimdi nereye gidiyoruz bilmiyorum valla, dedi Cengiz. Yüzünde gerçekten çaresiz bir ifade vardı.

Murat, yüzünde eksilmeyen o müstehzi sırıtmayla söze girdi:

— Bana sürekli bu güncellemeleri ver olur mu? Oğlum, sana koyar mı ayrıca? Ne olacak sanki, zammını da alacaksın önümüzdeki ay. Gidip en iyisinden almayacaksın ya, hem kaç yaşında daha... İki sene sonra yine bana verirsin telefonu, bu kez de benimki istemeye başlayacak.

Cengiz gülerek:

— İyice alıştın sen bu düzene. Bak, bir tane daha yapıp senin peşinden geleceğim haberin olsun, dedi.

Bahçedeki masaları toplayan görevlileri izlerken hafta sonundaki maçtan bahsettiler. Sigaralarını söndürüp boyunlarındaki kartları kapıdaki cihaza okuttular. Çantalarını toplamak üzere ofise doğru yöneldiler.


Mira, uçsuz bucaksız bir otoyolu andıran ofisin tam ortasında, sanki bir denizci dürbünüyle kara parçası arıyormuş gibi bir o uca bir bu uca bakıyordu. Cengiz’in sesiyle irkildi:

— Ne yapıyorsun kız, kimi kaybettin?

Mira, kısa süreli bir şaşkınlığın ardından mutlu oldu.

— Murat Abi, bir bakabilir misin? Selin Hanım sana bir şey sormalıymış.
— Hayırdır? dedi Murat.

Mira, bakışlarını Cengiz’den kaçırmaya çalışarak devam etti:

— Ya birkaç dosya var da... İçeriklerine bakmak için seni yanında istedi. Emin olamadı bu saatte, müdür de çıkmış, seni buluruz belki diye düşündü. Bana çok bir şey demedi, bir konuş istersen.
— Ne dosyasıymış bu? dedi Murat. — Gel şuraya gidelim o zaman.

Selin’in yanına geldiklerinde Cengiz söze girdi:

— Hayırdır ne oluyor? Senin Murat’la ne işin var yine?
— Ha, Cengiz, nabersin ya? dedi Selin tebessümle.

Birkaç saniyelik gergin bir sessizlik oldu. Sonra Selin aniden ağzındaki baklayı çıkardı:

— Beyler, performans notları var önümde. Benim erişimim var galiba.
— Nasıl yani? dedi Cengiz. Selin’in yüzüne bakarken bir anda tüm bedenini ekrana çevirdi.
Murat şüpheyle sordu:
— Nasıl yani? Ciddi misin? —Yüzü birkaç saniye şaşkınlık ve gerilimle doldu— Benimle ne alakası var?

Selin açıkladı:

— Ya, bana bu buluttaki evrakları düzene sok dediler ya; çıkmadan bitirmeye çalışıyorum ben de. Az önce fark ettim ki performansları da buraya atmışlar. Normalde kimsede yetki yok ama bu arşiv çalışması yüzünden bana tam yetki tanımlamışlar.

Mira araya girdi:
— Evet, ben de yardımcı oluyordum Selin Hanım’a. Fark edince direkt buraya geldim.

Selin, "Bir saniye," diyerek Mira’yı susturdu.
— Şimdi biraz kalabalık olduk ama yabancı yok aramızda. Sana sorayım dedim Murat. Doğrusu nedir, sen bilirsin.

Murat, rahatsız olduğunu belli eden küçük bir mimik yaptı.
— Selinciğim, doğrusu belli aslında. Bir yanlışlık olmuş. Bana sormana gerek yok, bir hafta sonra öğreneceğiz zaten.

Cengiz araya girdi:
— Kardeşim devlet sırrı değil sonuçta, baksana Selin’e kadar gelmiş. Önden bir bilsek hakkımızda ne düşünüyorlar, biraz hazırlıklı olsak fena mı?

Murat, Cengiz’e döndü:
— Cengizim, bu yolun sonu hoş değil sanki. Logluyorlar mı, anlarlarsa disiplin suçu mu olur... Değer mi? Hem senin için ne olabilir ki? Ahmet Beylerin projesini tek başına çözdün, ben de sana tam puan verdim hep, daha ne yapacaksın?

Selin araya girdi:
— Biz de bir şeyler yaptık ama beğenmeyen beğenmiyor. Bütün sene kendimi paraladım burada. Geçen ay olanları biliyorsun. Eğer önemsizse ben kendime bakayım diyorum en azından.

— Selin, o konuyu aşmadık mı? Niye hâlâ imalı konuşuyorsun? Ayrıca bakıyorsan bak, bana niye soruyorsun? Arkadaş olarak söylüyorum; yakalanırsınız. Ne gerek var?

Cengiz, Murat’ı omzundan kavradı:
— Kardeşim binlerce çalışan var, kimse o logları okumaz. Gel senle bir çay alalım, bir daha düşünmüş oluruz.

Cengiz’le Murat mutfağa doğru yöneldiklerinde, "Ben de gelebilir miyim?" diye sordu Mira ve "abilerine" eşlik etti. Yolda da dayanamayıp söze girdi:
— Murat Bey, şirketin etik kültürünü çok güzel temsil ettiğinizi düşünüyorum, teşekkür ederim.
Cengiz’in yüzünde "Ne diyor şimdi bu?" der gibi bir ifade oluştu. Mira devam etti:
— Benimle ilgili de görüşlerinizi paylaşabilir misiniz? Cengiz Abi, siz de aynı şekilde... Biliyorsunuz ben de ileride sizin pozisyonlarınıza talibim. Sizlerin yönlendirmelerini çok önemsiyorum, dedi omuzlarını dikleştirerek.

Murat çayını doldurup bir yudum aldı:
— Miracım, bence her şey yolunda. Zaten çok ilgilisin, toplantılarda önemli detayları hemen fark ediyorsun. İnşallah önünü çok açık görüyorum senin. Sen bu Cengiz’e bakma; telefonunu bir açsın, sadece borsa ekranı vardır. Onun tek derdi alacağı zam.

Murat, çayından bir yudum daha aldı:

— Hakkımızdaki yorumların bizimle paylaşılmamasının bir sebebi var Mira. Kimse dört dörtlük olamaz. Kusurlarımız bizi biz yapan şeylerdir. Ben senin çabanı ve ilgini gerçekten takdir ediyorum.

— Aslında ben sizin feedback’inizi almak istemiştim Murat Bey. Ama o notları da görsem pek şikâyet etmem herhalde, dedi Mira tebessüm ederek.

— Evet, evet... Yolda "etik" falan dedin, kendimi açıklama gereği duydum. Her şeyi bilmene gerek yok. Belki orada bir karakter kusurundan bahsediliyor; bunu düzeltemezsin ki... Ne yapacaksın? İçine oturacak. İyi bir şeyler görsen belki seni rehavete sokacak. Dert etme bunları. Ayrıca yolunda gitmeyen bir şey olursa birisi seni uyarır zaten. Sen bunlar gibi olma, kendi değerini kendin yarat.

Cengiz sesli bir kahkaha attı:
— Hadi lan oradan! —Çaylardan birini Mira’ya verdi— Mira, Selin’e de bir tane götür de ayıp olmasın.

Mira uzaklaşınca Cengiz Murat’a döndü:
— Oğlum, kötü bir yorum mu bekliyorsun?
— Yok be oğlum. Ya kanıma girecek bir şey okursam? Ya o yalanlara inanırsam? Ben senin gibi Kayserili değilim Cengiz. Ne veriyorlarsa o.
— Bence saçmalıyorsun ama madem kişisel bir mesele, o zaman ben bakayım bari. Selin de bakmak istiyor zaten.

Mira, Selin’e çayını verirken fısıldadı:
— Abla, senin Murat Abi'yle bir sıkıntın mı oldu?
— Müşterinin yanında "yeni" bir fikir attı kendince. Her şeyi en baştan bozup yaptık, bir sürü iş çıktı. Sever Murat kendini göstermeyi... Neyse, ne konuşuyorlar? Cengiz ikna etti mi onu?

Cengiz ve Murat masaya döndüler. Cengiz gülümsüyordu:
— Hadi aç bakalım Selin. Aramızda kalıyor. Murat’ınkine bakmıyoruz ama.
— Onaylamıyorum ama yanınızdayım sayın bari, hadi atın kurtlarınızı, ben masama gidiyorum.
— Oyunbozanlık yapma, dedi Cengiz, ters ama samimi bir bakışla.

Selin, Alt+Tab tuşlarıyla klasörü öne çıkardı. "Açıyorum," dedi ve çift tıkladı. Ekran bir anda isimlerin sıralandığı o soğuk beyazlıkla doldu.

İlk Cengiz’in ismi parladı: "Beklentileri karşılıyor. Pazar hakimiyeti yüksek. Planlanan üst barem zammı uygundur."
Cengiz bir "Oh!" çekti: "Gördünüz mü beyler? Boşuna stres yaptık. Murat Abi, ben sana dedim, bu iş pazarlıkta biter!"

Mira’nın ismine gelindi: "Yüksek potansiyel. Öğrenme hızı etkileyici. Gelecek dönem sorumlulukları artırılmalı."
Mira’nın yüzünde engelleyemediği bir gülümseme yayıldı. Hayalindeki gelecek artık kağıt üzerindeydi.

Selin kendi ismine tıkladı: "Gelişmeye açık. Teknik yetkinliği yeterli ancak inisiyatif alma konusunda rehberliğe ihtiyacı var."
Selin hiçbir şey demedi. O "gelişmeye açık" ibaresi, tüm fedakarlıklarının "yeterli ama fazlası değil" şeklinde kodlanmasıydı. "Neyse," dedi sesi titreyerek, "En azından biliyoruz."

Cengiz, henüz çok da uzaklaşmamış Murat’ın omzuna vurdu: "Hadi abi, senin şu 'yıldız' notunu da görelim. Bakmazsan merakımızdan çatlarız." Murat'ın saklamaya çalıştığı merakına arkadaşlarının baskısı da katılınca çok direnemedi masaya yanaştı, Selin Murat’ın ismine tıkladı. Ekran övgü dolu bir metinle doldu: "Şirketin kilit taşı. Teknik deha. Mentorluk becerileri kusursuz..." Ancak en sonda, parantez içinde küçük bir not vardı: "...fakat zaman zaman ekip içi çatışmalarda esneklik payı düşük kalabiliyor, geri bildirimleri kişiselleştirme eğilimi mevcut." Selin yorumları sessizce okurken, Murat'ın son cümlesini üstüne basa basa okumuştu.

Cengiz ve Mira şakalaşarak, akşamki zammı kutlamak üzere neşeyle ofisten çıktılar. Bilmenin neşesiyle evlerine gidiyorlardı.

Selin bilgisayarı kapatırken sessizce Murat’a baktı. Murat hala o son cümleye kilitlenmişti. Koskoca övgü sayfasından sadece o tek kelimeyi söküp atamıyordu zihninden: "Esneklik." O ana kadar kendini "hatasız usta" olarak görüyordu; şimdi ise birinin onun hakkında "esnek değil" dediğini bilerek yarın sabah o müdürün yüzüne nasıl bakacağını düşünüyordu.

Selin fısıldadı:
— Keşke sadece Selin Hanım deselerdi, değil mi Murat? Bazı şeyleri bilince, o sıfatlar insanın üzerine yapışıp kalıyor.

Murat cevap vermedi. Çantasını aldı, ışıkları söndürdü. Karanlık ofiste sadece çıkış kapısının yeşil ışığı yanıyordu.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş yaptıktan sonra bu yazıya yorum bırakabilirsiniz.

Link
Pikachu